Yapay Zekanın Tarihçesi

Yapay zeka, son günlerde dünya gündemini olduğu gibi ülkemizin gündemini de oldukça meşgul etmektedir. Kimilerine göre yapay zekanın gelişimiyle istihdam artacak, yeni çalışma alanları ortaya çıkacak, insanlık için büyük fırsatlar doğacaktır. Diğer yandan ise uygulamada insan gücüne duyulan ihtiyacın azalacağı, insan eliyle yapılan çoğu şeyin yapay zeka aracılığıyla yapılacağı bu nedenle de büyük bir işsizliğe yol açacağı düşünülmektedir. “Çoğu zaman yapay zeka insanın yerini alacak mı, insanlığı yok edecek mi?” gibi sorular herkesin aklını kurcalamaktadır. Peki aslında yapay zeka nedir?

Tarihin ilk zamanlarından beri insanların aklında cansız varlıkların zeki varlıklar haline getirmek vardı. Fakat yapay zeka ismini resmi olarak ilk defa John McCarthy öncülüğünde 1956 yılında ‘Dartmouth College Artificial Intelligence’ konferansında ortaya atılmış ve temelleri oluşturulmuştur. İlk yapay zeka laboratuvarı ise 1959 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ nde (Massachusetts Institute of Technology-MIT) John McCarty ve Marvin Minsky tarafından kurulmuştur.

Günümüzdeki yapay zeka tanımlamasının yapılabilmesi için ise en önemli adım ise ‘Perseptron’ tanımının yapılmasıdır. Bir psikolog olan Rosenblatt, Perseptron’u beyinlerimizdeki nöronların nasıl çalıştığının basitleştirilmiş bir matematiksel modeli olarak tasarladı. Yapısal olarak nöron’u 5 parça da inceleyebiliriz.

Dentritler (Dendrites): Bir sinir impulsunu hücresel gövde boyunca ileten tipik biçimde dallı sinir lifi. Sistem girişidir.

Çekirdek (Nucleus): Hücre gövdesinde yer alır ve hücrelerin işlevleri için enerji üretmekten sorumludur.

Akson (Axon): Dendritler tarafından alınarak hücre gövdesine iletilen uyartıları alarak bir başka nöronun dendiritine taşımakla görevlidir.

Miyelin Tabaka (Myelin Sheath): Uyartıların akson boyunca daha hızlı iletilmesini sağlar.

Sinaps (Synapse): Bir nöronun akson ucu ile diğer nöronun dendritinin birbirine bağlanmasını sağlar

Biyolojik nöronun matematiksel tanımı olan perseptronun ise yapısal olarak 4 parçaya bölebiliriz.

  1. Input Values
  2. Weights and Bias
  3. Weighted Sum
  4. Activation Function

x: Input W: Weight b: Bias

Ağırlık ile girilen değer çarpılıp bias eklenmesiyle sonucumuz ortaya çıkar. Burda öğrenme için en önemli şey en iyi sonucu veren Weight ve Bias değerlerinin hesaplanmasıdır.

Ancak bu yöntemle birlikte AND ve OR düzlemde iki ayrı gruba ayrılabildiği için doğru sonuçlar alınsa da, XOR için bunu gerçekleştirilememektedir. Bu olaydan sonra yani ‘AI Winter’ olarak bilinen dönemde yapay zeka geliştirme sürecini eleştiren birçok rapor yayınlandı. Bu raporlardan sonra devletlerin yapay zekaya olan ilgisi ve desteği azalmıştır.

Multi-Layer Perceptron XOR işlemini gerçekleştirmek için yapılan araştırmalar sonucunda bulunmuştur. Rumelhart ve arkadaşları tarafından geliştirilen bu modeli ‘Backpropagation Model’ olarakta bilinmektedir. Multi-Layer Perceptron özellikle sınıflandırma ve genelleme yapma durumlarında etkin çalıştığı için yapay zeka’nın yeniden önem kazanmasında ve günümüzdeki konumuna gelmesinde etkisi çok büyüktür.

Multi-Layer Perceptron

Yapay zekanın yeniden önem kazanmasıyla birlikte 1994 yıllında Yann LeCun, Leon Bottou, Yosuha Bengio ve Patrick Haffner LeNet-5 olarak adlandırdığı Konvolüsyonel Sinir Ağı, MNIST (Modified National Institute of Standards and Technology) veri seti üzerinde deneyler yapmıştır. 32×32 gri tonlamalı olan bu görüntüler sonucunda çıktı olarak 0 ile 9 arasındaki rakamlara karşılık gelen 10 değer bulunmaktadır.

Günümüzde, tıpta kanserli hücrelerin tespitinde, haberleşme sektöründe, görüntü ve veri sıkıştırmada, savunma sanayiinde ve günlük hayatta kullandığımız birçok uygulamada yapay sinir ağlarıyla sınırlı olmadan genetik algoritmalar, fuzzy logic, görüntü ve doğal dil işleme gibi bir çok alanda çalışmalar devam etmektedir.

Yapay zeka hayatımızın her alanında başrol olmaya başladı. Günümüze kadar ulaşan araştırmalar ile yapay zeka geleceğimizi şekillendiriyor. Bir zamanlar sadece bilim kurgu filmlerinde görülen icatlar günlük hayatta yerlerini almaya ve insan hayatına adapte olmaya devam ediyor. Hayatımızın bundan sonraki aşamasında ne tür yenilikler bizi bekliyor, teknolojik gelişmelerin devamında yapay zekanın da gelişimini ve hayatlarımızı nasıl değiştireceğini hep beraber göreceğiz.